İZNİK YEŞİL CAMİİ
Osmanlı Devleti'nin ilk görkemli yapılarından biri olan İznik Yeşil Camii minaresinde kullanılan renkli sırlı tuğlaları ve çinileriyle ön plana çıkmaya devam ediyor.
İznik çevresinde bulunan höyüklerde yapılan kazılar yöre tarihini tarih öncesi dönemlere kadar götürmektedir. Günümüzde yaşamın devam ettiği şehir ise Büyük İskender döneminde yaşamış olan General Antigonias tarafından kurulmuş ve ilk olarak ‘Antigonia’ adıyla anılmıştır. Bir süre sonra yine İskender’in generallerinden olan Lysimakhos tarafından alınınca şehrin adı Lysimakhos’un eşine atfen ‘Nikaia” olarak değiştirilmiştir.
MÖ 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir daha sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Selçuklular ve sonrasında 1331 yılında Orhan Gazi’nin fethi ile birlikte Osmanlı Devleti hakimiyetine girerek her geçen gün yeni yapılar ile büyümeye devam etmiş.
İZNİK
YEŞİL CAMİİ
14. YÜZYIL

Osmanlı mimari üslubunun erken dönemine dair izler taşıyan şehir de en çok dikkat çeken yapılardan biriside Osmanlı Veziri Çandarlı Halil Hayreddin Paşa’nın yaptırdığı 14. yüzyıl eseri olan Yeşil Cami’dir. Lefke Kapı tarafında kalan Yeşil Cami ile birlikte inşa edilmiş olan diğer külliye yapıları ise günümüze ulaşmamıştır.
Cami giriş kapıları (son cemaat alanı girişi ve ana mekan girişi) üzerinde bulunan kitabelere göre caminin yapımına Çandarlı Halil Hayreddin Paşa hayatta iken başlanmış ölümü sonrasında yerine geçen oğlu Vezir Çandarlı Ali Paşa tarafından 1391 yılında tamamlanmış. Caminin yapımı yaklaşık on dört yıl süren bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşmiş.
Büyük mermer taş bloklarla inşa edilmiş olan caminin iç kısmında kubbeyi taşıyan iki büyük fil ayak görünür. Bu ayaklara ayrıca eşlik eden üç kemer, kubbeye ayaklarla birlikte destek sağlar. Tek kubbeli yapılmış olan cami yapısı merkez kubbeli ve genişletilerek yapılmış olması ile büyük Osmanlı camileri için ilk örneklerden birini teşkil etmiştir.
Sırlanmış yeşil, turkuaz, kahverengi ve mavi çiniler ve yine yer yer sırlanmış renkli tuğlalardan zikzaklar çizecek şekilde yapılmış minaresinden olayı cami ‘Yeşil Cami’ adıyla anılmış ve tanınmıştır. Zaman içinde eskiyen bu çini ve tuğlalar yapılan çalışmalarla yenilendiğinden bir kısmı orijinal olarak günümüze kadar ulaşmamıştır. Buna rağmen orijinal parçaların çoğunluğu elden geçtikten sonra yerlerinde muhafaza edilerek günümüze kadar gelmiştir.
Caminin dış kısmına ayrı bir güzellik katan son cemaat alanını çevreleyen mermer korkuluk şebekeler de oldukça estetik bir duruş gösterir. Dışarıdan bakıldığında görünen pencere üstü madalyonlar da caminin dış cephesine farklılık katmıştır.
Yapının harim alanının iç duvarları her ne kadar sade olsa da alt pencerelerin üstüne kadar ulaşan renkli gri damarlı mermer levhalarla ustaca kaplanarak hayranlık veren bir desenleme tarzı elde edilmiştir. Caminin mihrabı çok zengin bir süsleme sunmasa da yapıldığı dönem itibariyle el sanatında döneminin ustalığını ve inceliğini yansıtacak derecededir. Mihrap sütuncelerinden sol tarafta bulunan sütunce altında görünen ters lale motifi ender örneklerden birisi olarak dikkat çeker. Mihrap alınlık kısmında Arapça Kûfi hatla yazan yazıda ‘Her şeye hükmeden ve her şeyi kuşatan yüce Allah’ın adıyla’ ifadesi yer almıştır. Günümüzde kullanılan minber ise o dönemlerden kalma orijinal bir minber değildir.
Cami 1922 yılında yaşanan Yunan işgalinde hasar görmüştür. Bazı değerli halıların çalındığı, mermerlere zarar verildiği, son cemaat alanı korkuluk şebekelerinin kırıldığı ve hatta camiyi yıkmak için camiyi ayakta tutan iki sütundan birisinin yağ dökülmek suretiyle yakılmaya ve böylelikle patlatılmaya çalışıldığı bu esnada ise çatladığı ifade edilir. Bu ayak günümüzde çelik halkalarla sağlamlaştırılmıştır.
Bilal Çağatay Erentürk
Profesyonel Ülkesel Tur Rehberi